1987, Kasete Kayıtlar, Ünye

Öğretmen maaşıyla bir teyp alınamayan günlerde, arkadaşından bir yaşındaki kızıyla olan sohbetini kaydetmek için ödünç aldığı teyple, aynı kasete, kendinden bıraktıkları.

Sevemedim kara gözlüm – Bir fincan kahve olsam

Altın hızma mülayim – Şu sazıma bir düzen ver

Leylim Ley

1998, Misket Düzeninde Türküler, Konya

Rampalı Çarşı’daki bağlama ustası İsmail Hakkı Tankal yapımı, yıllarca sesine aşık oluğu ve keyifle çaldığı dut oyma sazıyla ilk kaydı olabilir bu. Misket akordunu da Hakkı Ustadan yeni öğrenmiş olmalı ki, türküler arası melodik gezintilerle keyifini çıkarıyor bam telinin ahenginin.

Babamın sesi parlamıyor bu kayıtta. Sanırım, yirmi yılı aşkın gurbetten sonra büyük umutlarla geldiği memleketinde uğradığı büyük hüsranın yansıması. Ne memleketi aynı memleket, ne yakınları, ne kendi… Babam, Konya’da özellikle de yakınlarından çok ağır duygusal darbeler aldı, belki de ondandır memleketine gömülmek istememesi.

Kova kova indirdiler yazıya, Tatlı dillim, Güvercin uçuverdi

2005, Konya Yöresinde Çalınan Türkülerin Arşiv Niteliğinde Kayıtları, İzmit

Kaynadığından derleme yapmanın artık neredeyse imkansız olduğu, küreselleşme ve internetin etkisiyle yerelliğin nerdeyse tamamen kaybolduğu günümüz kültürü tüm değerlerini bir bir kaybederken, Konya yerel sanatçılarıyla bol bol meşk etmişliği olan babamın bu kayıtlarının önemli bir kaynak olduğunu düşünüyorum.

Lamda da şişesiz yanmaz mı

Su gelir millendirir (Baygın Cemile)- Lingabak

Süpürgesi yoncadan

Bizim evde şeker de lokum badem var

Sevda olmasaydı (Nar tanesi)

Benim devem bir değil (Develi daylak)

Pancar pezik değil mi

2006, Türküler ve Türkü Formunda Şarkılar, İzmit

İki karpuz bir koltuğa sığar mı

Etek sarı sen etekten sarısan (enstrümantal)

Suya gider allı gelin has gelin (Küçük yaşta aldım sazı elime)

Saçının telleri gönlümde çengel

2007, Mithat Okuyucu ve Ekibi, Izmit

Kocaeli’inde yaşarken Konyada’daki dostları için bir ya da iki akşam oturup çaldığımız kayıtlardan oluşan album. Bir aile albümü, müziksiz duramayan bir adamın aile albümü. Album kapağındaki hikayeler ve isimler bize kalsın, yıllar süren şakalar başka bir dil yaratıyor, anlatmak uzun, anlatmak gereksiz. Babamın dilini ben ve birkaç arkadaşından başka kimse anlamamıştır zaten.

Yanlış hatırlamıyorsam 2000 yıllarında, ses tellerindeki nodül alındı ve bir süre sesini istediği gibi kullanamadı, keyfini çok kaçırmıştı, hatırlıyorum ne kadar üzüldüğünü, eline sazı alıp kaç defa üzülüp bıraktığını. Ama yılmadı, tıpkı protez kullanmayı öğrenir gibi yeniden öğrendi ses tellerini kullanmayı, bu albümde artık şarkı söyleyebilmenin sevinci de var. Arabeskten hiç hazzetmeyen bendenizin sonunda boyun eğişi de.

Çaldığımız aletler babamın yapımı, darbukadan gövdesini yaptığı cümbüş ve mandolinden bozma kabak kemaneye benzeyen yaylısı. İnternetin oldukça sınırlı ve bilgiye ulaşmanın zor olduğu, sosyal medyanın esamesinin okunmadığı o günlerde, o sazların akortlarını ve sap uzunluklarını nasıl ayarladı bilmiyorum, ama kafasına koymuş demek ki enstrüman yapmayı. Bir kere birşeyi koydu mu kafasına yapardı çünkü, bunu biliyorum sadece.

Karar verdim içmeye

Sevemedim kara gözlüm

Sokağın ardındayım

Suzan Suzi

Emirdağı birbirine ulalı

Şu dere kumlu dere (aslı :Bu tepe pullu tepe)

Yeşil ördek gibi / Mavi yelek mor düğme

Yollar seni gide gide usandım

Sevda yüklü kervanlar

Geceler

Çay taşı çakmak taşı

İşte seni seven benim

error: Content is protected !!